|
|
October 20    
|
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
|
August 29
|
|
|
|
|
|
Seni seviyorum
Seni seviyorum,
Geri dönmeyeceğini biliyorum.
Ne desen
Ne söylesen haklısın.
Ama, sanki her an gelecekmişsin gibi,
Sanki görünüverecekmişsin gibi köşeden;
aptalca tutkularla, umutlarla, seni bekliyorum
Bir an kırılıyorum, ümitlerim tıkanıyor.
Ama içimi ateşleyen bir kıvılcım rahat bırakmıyor,
Kasıp kavuruyor gönlümü.
Yalnızlığımı paylaşan şu dört duvar,
Senin sıcaklığınla boğuyor sanki beni
Terliyorum , daralıyorum, yanıyorum…
Şimdi “ne olacak?” diye soruyorum kendime.
Yaşanan o güzel anlar bir anda silinecek mi?
Yabancı gözlerle mi bakacağız birbirimize?
Her telefon çalışında yüreklerimiz titremeyecek mi?
Bu kadar kolay mı, basit mi her şeyi bir kenara atmak?
Gurur dediğin ne ki, işte ben onu ezdim bile
Ama senin gurur dediğin şey:
Korkuların , iki üç başı boşun sözleri…
Sana uzaktan bakıp da konuşamamak, dokunamamak,
sözcüklerin, şarkıların anlatıp yansıtamayacağı şeyler…
O kadar zor ki gözlerimi gözlerinden kaçırmak,
O kadar zor ki gözyaşlarımı saklamak,
O kadar zor ki kalbimi dinleyememek,
Hayır , asla!
Kimse bana vazgeçirtemez,
Bu kimselere anlatılamaz, sadece hissedilir
Ama sen bunu hissetmedin,
Hissedemedin ….
Şimdi her şey aynı,
Sen ve ben ayrıyız,
Ben , hep seni seven ben,
Sen , hep aynı sen…
Değişen şeyler ise, sokaktaki fren sesleri, ses tonları ve ayrılık…
Her şey bu kadar hafife alınabilir mi?
Bir insan bu kadar kolay yargılanabilir mi?
Hesapsız , kitapsız…
Kolay mı bu kadar çabuk pes etmek?
Kolay mı bu kadar bırakıp kaçıvermek?
Ne olur “seni hiç sevmedim” de,
“senden nefret ediyorum” de
Ama gözlerimin içine bakarak söyle.
Tanrım neden, niye bu kadar acı?
Kalbim bunu taşıyamayacak, yeter artık!
O nasıl yok olduysa , bu sevgide yok olsun…
Ya da al canımı
Sevgi bu kadar basitse, ölüm de bu kadar basit.
Daha ne kadar göz yaşı, daha ne kadar acı var?
Daha cezam dolmadı mı?
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
Ey aşkkkkk!!!!!
sen nelere kadirsin...İnsan aşık olunca ama öyle böyle değil gerçekten aşık olunca hiçbişeyi gözü görmüyormuş...Aşkından başka hiçkimseyi...Hele o aşkı dünyalara bedel bir insansa... Hiç mutlu olmamıştım ben böylesine hiç sevilmemiştim bu kadar.)
|
|
|
|
|
Yaşayan GörürBir inat uğruna yıkma gönlümü Gönül yıkan iflah olmaz sevdiğim Kin tutan yoluna serse ömrünü Bin hacda günahı yunmaz sevdiğim
Gönül durağımız Hakk'ın yeridir O mekânda herşey sütten arıdır Korktuğun yılları bir bir arıtır Yıldan öte yıllar gördük sevdiğim
Nice sultan vardır sultandan öte Ne insanlar gördük sultana yete Kul odur ki lâyık olur hürmete Kuldan öte kullar gördük sevdiğim
Arif olan hikmetle kanatlanır Âşık olan her cefaya katlanır Yoldan yola sanma çabuk atlanır Yoldan öte yollar gördük sevdiğim

Selvi boylu,al yazmalı gelinler Nice koç yiğitler,ünlü erenler Nerde yeryüzüne nizam verenler Halden öte haller gördük sevdiğim
Sakin ol, söz etme el ahvâlinden Önce kendin anla kendi hâlinden Kime ne kaldı ki Dünya malından Maldan öte mallar gördük sevdiğim
Sakın ola düşmeyesin gaflete Bencil olan girmesin hiç zahmete Cânana can veren erer vuslata Candan öte canlar gördük sevdiğim
Enver'im söyleme dinlenmez sözün Hak bilir, ne kadar doğrudur özün Dik oldun, düşmedi yerlere yüzün Yerden öte yüzler gördük sevdiğim Ne yokuşlar,düzler gördük sevdiğim.

|
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
 
            
    
    
   
June 09
|
|
|
|
|
~~Kendi ruhunu kendin süsle~~
SENİNLE ÖLMEYE GELDİM
Yüreğinde bir yer aç sevgilim Göğsünde bir ömür yatmaya geldim Kapında bir ömür bekleyip Seninle ölmeye geldim
 Denizlere feryat eden gönlüm Zindanlara savaş açan yüreğim Bir teselli belki sende buldum Seninle ölmeye geldim
GÜLÜ SOLUNCAYA KADAR,SENİ ÖLÜNCEYE KADAR SEVECEĞİM!!!
Seni Seviyorum
Utanıyorum gözlerine bakmaya Seviyorum ama korkuyorum söylemeye Sensiz kalmaya dayanamıyorum Seni seviyorum
Kimi günler seni arıyorum bulamıyorum Yere-göğe bakıyorum yoksun Meğer kalbimde büyük bir yer kaplıyorsun Ben seni seviyorum; sen beni seviyormusun?
Gece yoktun, sabahı bekledim Gündüz yoktun; geceyi bekledim Hiç yoktun yollarda seni bekledim Umutsuz bir şekilde seni bekledim
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
GiDen DeğiL
KalAndır Terk eDen
GidEnde
Bu YüzDen Gitmİştir ZaTen
....Biz Beraber Öleceðiz....
Biz Beraber Ölecegiz. Sen Bilsen De ,Bilmesen De Göz Bebeklerimde Kalacaksin Bir De Kalbimde. Ister Istemez Götürecegim Seni. Bozuk Yollara Aldirmadan. Zaman Çabuk Geçer Bilirsin Gel simdiden Tut Ellerimi. Hiç Pisman Olmayacaksin İnan. Gönlüm Serilecek Ayaklarýna. Taslari Bile Hissetmeyeceksin. Hadi Gel,Durma Ask Seni Çagiriyor Beni Kul Etmis Senin Yoluna Yüregimin Acisini Verecegim Ellerine Bir Can Borcum Vardi Yaratana. Bilse Almazdi, Çift Gidecegim Yanina Saklayacagim Seni Hep Gögsümde Artik Faydasi Yok Direnmenin Nasilsa Geleceksin Birak Biz Beraber Ölecegiz. Bunu Sen De İsteyeceksin.

...Senden Ögrendim...
(Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez... Hiçbir aşk da....)
Öyle bir gelip geçtin ki hayatımdan Kurtulmak mümkün olmadı hiç izlerinden Ne kadar duygu varsa yaşadım sonuna kadar yaşattın....
Sevdim seni biliyorsun hem de nasıl! Gözlerini kattım gözlerime seninle baktım herşeye seninle gördüm görülecek ne varsa görmek adına...
Nefret ettim senden biliyorsun hem de nasıl! Sendin nedeni bana göre konulan bütün noktaların Ölmüştük biz artık İhanet ettiğimiz sevgimizle sevgilere layık değildik... Sana göreyse bendim arkasını dönen çekip giden hayatından Oysa ben yitirilmişlerimizi görmüştüm çoktan Onaramayacağımız yıkıntılarımızın farkındaydım sadece Gittim ama hiç unutulmuşum olmadın sen benim Senin gözyaşlarınla ağladım hep Her deniz kıyısında her köhne balık lokantasında Taksim, Beyoğlu, Anadolukavağı’nda ve içtiğim her yudum rakıda acıdan öleceğimi sanarak senin şarkılarını söyledim Ne büyük aşklar dahil hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmediğini ben ilk senden öğrendim...
 
Kizlarin Kalbi Mezar Gibidir
Bir Giren Birdaha cikmaz
Erkeklerin Kalbi Otel gibidir
Ne Giren Belli
Ne Cikan....
            
seni seviyorum
            
Bilemezsin ki
Seni nasıl sevdiğimi, bilemezsin ki
Özlemek nasıl olur özlemeyince
Hayal etmeyi hayallerde yaşamayinca
Her nefeste hava gibi, su gibi içmedikçe
Bilemezsin ki.
Nereye baksam sen varsın,
Rüzgarda kıpırdanan her yaprakta,
Denizde oynaşan her dalgada,
Semadan yere düşen her damlada
Göremezsin ki.
         
 
          
Sevdam bana her geçen gün keder verse de,
Şahit olan herkes “sen aşıksın” dese de,
Her parlayan hüzmeye sen diye süzülsem de,
Sana her saniye, seviyorum desem de
Duyamazsin ki.
Gördüğüm her rüyayı sana yorsam da,
İnsanlara umarsız seni sorsam da,
Akan gözyaşlarımla kendimi boğsam da,
Ömrüm boyunca her gün sen diye solsam da
Sezemezsin ki.
Sensizliği sevgilim sen, bilemezsin ki....
A$kım
Ne AğlaYacak KaDar GünaHkarım
Nede GökLere ÇıkaBilecek KaDar MasUm
Ne GeçMişte YaşaDıklaRımdan HuzuRsuzum
Nede ŞuAn YaptıklaRımdan MutLu.
sustum! ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi yaralar merhem tutmuyor geceler avutmuyor ben sustum acılarım konuşuyor yalnı

  
SeN
Keşke seni farklı bir zamanda,
Bambaşka bir ortamda
Tanısaydım ve sevseydim yine delice,
Bu sefer çıkıp ta karşına sadece
Seni sevdiğimi bilmeni istemezdim
Vefasızlığına böyle sükut etmezdim.
Ancak her şey istediğim gibi de olmuyor
Sevdamın zararı yalnız benle son bulmuyor
Ve ne yazık ki ellerim kolllarım da bağlı
Seni düşünür dururum gözlerim yaşlı.
Hayatta bir tek seni ummuştum neler buldum.
Sayende yalnız bile kalamaz oldum
Çünkü ne zaman kalsam
Hayalinle saatlerim gidiyor
Ne zaman seni hayal etsem
Sonu hep hüzünle bitiyor.
Sonu hep sensiz bitiyor.
BEN BURDAYIM
ait olduğum ne..
anlamsızdı sözlerim..
bana güzel gelen..gidişlerim..
ve..bu şarkı gibi yarım kaldım işte..
şimdi..
yalnızım..yalnız olmadığım kadar..
kendimin oldum..kimsenin olmadığım kadar..
  
Bekler her gece seni,
Her gece sessiz sessiz otururken,
Düsünmemisken hiçbir seyi,
"Asik olayim" derken,
Vurulmak bir kus gibi,
En derin yerinden,
Titremek soguk bir suya girmis gibi,
Asik olmak sonunda,
Ve ölene kadar sevmek...
 ..........UNUTULAN.......... Yağmur misali yağan göz yaşlarım ile Yine sırılsıklam ıslandım bu gün Adı "unutulan" olarak kalmanın verdiği acı Yine dağladı yüreğimi binlerce kez Sarhoşu oldum gözlerinin anlayamasanda Ve tekrar aşık oldum sana çaresizce İkinci kez, yeniden ve umutsuzca Dayanamayıp ağladım yanından her geçtiğimde İnanırmısın ilk kez bu gün Kaçmak isteyipde kaçamadım senden İçimdeki sonsuz hasret ve özlemini dindirmeye Yetmedi, yetemedi yakınımda oluşun Bir kalp atışı kadar yakınken sana Belkide varlığımdan haberin bile olmadı senin İkimiz için kurduğum o koca dünyamda Ben yine tek başıma yaşamaya çalıştım Ve ben yine imkansızı diledim her dileğimde Seni, yalnızca seni bir tanem.

Hayat;
Seni kaç kişinin aradığı kimi öptüğün,hangi sporu yaptığın da degildir.
Hayat, ayakkabıların,saçın,derinin rengi de değildir.
Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslında hayat; notlar,para,giysiler,
girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.
Hayat;
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven ,mutluluk,şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat;
Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
İnsanların sahip olduklarını değil,kendilerini olduğu gibi görmektir.
Her şeyden önemlisi hayatı,başkalarının hayatını olumlu yönde
etkilemek için kullanmayı seçmektir.
İşte hayat bu seçimden ibarettir.
İnsanların en acizi dost edinemeyen,
Ondan daha acizi ise dost kaybedendir.

Özledim seni bu gün sebep yokken uzansam hayallere dokunurum sandım
bak yıllar geçmiş üstümüzden hala ilk günkü gibi aklımdasın özledim seni...
sen duyduğum en güzel cümlenin en güzel öznesi tanrının unuttuğu bu kentte cennetten düşen bi manzara gibi özledim seni...
söylenecek çok sözüm vardı hepsi yarım kaldı neler ummuştum hayattan elimde ne kaldı kırılan kalbim miydi yoksa karnımdaki bu sancıyla küflenmiş ruhum unutmadı unutmadı seni hala özledim seni...
HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR,
SADECE BİR KEZ ELİNİZE GEÇER VE DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER!
HAYATTA BAZI İNSANLAR VARDIR,SADECE BİR KEZ KARŞINIZA ÇIKAR;
DEĞERİNİ BİLMEZSENİZ KAÇIP GİDERLER!
VE ASLA GERİ DÖNMEZLER!
Hayat bir yapboz gibidir. Onemli olan dogru parcalari dogru yerlere yerlestirebilmektir. En kotusu de nedir biliyor musunuz? Dogru yerini buldugunuz parcayi kaybetmek. Onun yerini hicbir zaman dolduramazsiniz

sevmek eski bir yolcu, artık geri dönmeyecek... ayrılık bir şarkı, hiç dinlenmeyecek...
aşk eski bir palavra! artık burdan geçmeyecek... inanmak bir yol, kimse yürümeyecek...
hayır, istemem bir başkasını! yalnız da ayağa kalkabilirim... hayır, dokunma! bir başkasına, tutunmadan da ayağa kalkabilirim...
  
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
|
|
|
Ne içimde seni unutmak gibi bir his var..
nede aşkımı körükleyen bir rüzgar..
ne seni görmeyecek kadar güçlüyüm..
nede görmeye dayanacak kalbim var...!
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
***************************************************************************************************** |
|
Bir bir söner şehrin ışıkları.İnceltilmiş yalnızlık sözleri salınır;koyu lacivert gecenin koynunda... Yanlızlığın da imitasyonu sürüldü piyasaya diye geçirirsin içinden,gülümsersin. Bir sigara yakar,usulca aralarsın perdeyi.Buz tutmuş camın alnına değdiği yerde tütmeye başlar,yitirilmiş sevdaların pişmanlığı...
Arka sokaklardan boğuk motor sesleri işitirsin. Bilirsin her gidenin bir yere vardığını...Ama yollar kendine öncedir,varamaz bir yere,bunu da bilirsin. Uzak gider köpek ulumaları,ıssız caddeler boyunca... Buğulanmış cama harfler çizersin.Anlamlı hiçbirsey kalmamıştır aklında...
Eğilirsin.bir kitap alırsın kitaplığın en alt rafından...Okumak isteyip istemediğini bilemezsin. Rastgele karıştırısın sayfaları.Kemirmeye başlar içini,geceyi uzatmak için kurduğun tüm tuzakların boşa gitmesi...Sabahın ilk ışıklarına yakalanmaktan korkarsın.Alelacele bırakırsın kitabı bir sehpaya.Unutursun gece lambasını kapatmayı,yorganı üstüne çekersin...
Bilirsin her gidenin bir yere vardığını... Ama yollar kendine öncedir,varamaz bir yere. Bilirsin...

  
|
|
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
|
|
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
|
|
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
|
|
|
Küçük bir kasabada annesiyle birlikte yasayan Murat adında genç bir çocuk varmış.Murat ,fazlasıyla içine kapanık , sessiz ve sakin bir delikanlıymış.tüm arkadaşlarının birer sevdiği varmış fakat Murat’ın çok içine kapanık ,duygularını ifade edemeyen bir kişiliği olduğu için Murat’ın bir kız arkadaşı bile yokmuş. Arkadaşları bu yüzden Murat’la dalga bile geçerlermiş ara sıra.
Bir gün genç çocuk yine elleri cebinde ,kafası öne eğik bir şekilde ilerlerken birden cdci de ki bir kız dikkatini çeker kız çok güzel ve masum görünüşte bir kızdır Murat durur ve kızla öylece birbirlerine baka kalırlar ve kız gözlerini ayırır ve müşterileriyle ilgilenmeye devam eder.Genç çocukta yoluna devam ederken kalbi çok hızlı şekilde çarpmaya başlar. Herhalde aşk dedikleri bu olsa gerek diye düşünür.Genç çocuk yolda gördüğü her kızı o kıza benzetmeye ,gözlerini her kapattığında o kızı görmeye başlamıştır.Genç çocuk artık tamamen aşık olduğunu hissetmiş.Her gün cd dükkanına gidip bir cd paketletip alıyormuş ve cdci kızda gence gülümseyip gözlerinin içine içine bakıyormuş.Bu böyle haftalarca devam etmiş gencç çocuk artık kıza açılmanın zamanının geldiğini düşünüyormuş ama içinde bazı tereddütler varmış ya beni terslerse, ya benden hoşlanmayıp gülümsemeleri sadece müşterisi olduğum içinse ,diye düşünür.
Genç çocuk bir gün tüm cesaretini toplayıp yine cd alma bahanesiyle cd dükkanına gider cd ci kızdan bu sefer dükkanın en ücra köşesinde ki cd yi ister kız o cd yi getirirken oda yazar kasanın kenarına bir not iliştirir.Notta:^^ Senden çok hoşlanıyorum ve sana telefon numaramı bırakıyorum ararsan sevinirim aramazsan bir daha gelmeyeceğim^^diye yazar. Daha sonra çocuk günlerce telefon bekler fakat cd ci kız aramamıştır.
Aradan haftalar geçer ve cd ci kız dükkanı temizlerken Murat’ın bıraktığı o notu görür ve çok telaşlı bir şekilde numarayı çevirir.telefona gencin annesi çıkar.
Cdci kız : -- Murat’la görüşebilirmiyim der. Murat’ın annesi ağlamaklı bir sesle : --oğlumu üç gün evvel trafik kazasında kaybettim der ve hıçkırıklara boğularak telefonu kapatır
Kız yavaşça başını öne eğer sessiz sessiz ağlamaya başlar.
Çocuğun annesi çocuğun odasına girer gardolabın kapısını açar onlarca paketli cd yere düşer annesi paketin birini açtığında ee yakışıklı bana ne zaman çıkma teklif edeceksin diye yazar............ |
hüzünlü bi aşk hikayesi..lütfen yapmadığınız şeyler için pişman olmayın..sevginizi dile getirip kaybetmek çook daha ii..
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
|
|
|
sizler için ;)
umarım beğenmişsinizdir..benim çoook hoşuma gitti bu resim ve gifler, paylaşayım dedim :) |
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
|
|
SÜPER KAHRAMANLARIN HAZİN SONLARI
|
|
Red Kit: Vahşi Batı'nın bu gözü pek kovboyu, Dalton Kardeşlerin
ortancalarından Vilyım'la uygunsuz bir pozisyonda yakalandı. Sevenleri tarafından linç edilmek istenirken son anda kaçmayı başaran Red, 1895 yılında atı Düldül'ü Masaçuset Sucuk Pastırma ve Et Mamulleri Fabrikasına satarak küçük bir kanoyla Amerika'dan Malezya'ya kaçtı. Bir daha da izine rastlanamadı
|
|
Kırmızı Başlıklı Kız: Anneannesini yiyen kurtla, bu vahim olaydan 5 yıl sonra sade bir törenle evlendi. Dünyaevine nikahtan giren Kırmızı Başlıklı Kızın bu mutlu evlilikten Bobi, Tobi ve Hüsrev adlarında 3 eniği oldu. Eşinin anneannesini yediği için vicdan azabından geberen Kurt, sonunda tiner ve bali batağına düşerek intihar etti.
|
|
|
| Pamuk Prenses: Kendini öperek uyandıran beyaz atlı prensin azılı bir beyaz kadın simsarı olduğunu öğrendiğinde onun için artık çok geçti. Avrupa'da pek çok pavyon ve randevuevinde çalıştıktan sonra "Smooth on the Water" yani "Koy Koy Suyundan da Koy Koy" adlı bir kitap yazarak Orta Çağ Avrupasının fuhuş alemini anlattı.
|
|
Peter Pan: Havada uçan, karada kaçan bu kahramanımız uçmak ve kaçmakla bir yere varamayacağını anlayarak tövbeye geldi. Mistik Doğu'yu merak ederek yollara düşen genç adam, gezisinin Anadolu durağında çok etkilendiği yurdumuza yerleşme kararı aldı. Erciş Pan Turizmin de kurucuları arasında yer alan Peter Pan, birkaç yıl sonra Hac farizasını yerine getirmek için gittiği kutsal topraklarda, taşlanan şeytandan seken irice bir taşın omurilik soğanını ezmesi sonucu hayatını kaybetti. Kabri, Şattülarap'tadır.
|
|
|
|
Pembe Panter: Şanlı panter ırkının karizmasını aleme papyon ettiği ve atalarının adını lekelediği iddiasıyla Kara Panterler Örgütü tarafından sokak ortasında hunharca parçalanarak öldürüldü. Sağlığında pembe rengi yüzünden, "şööle bööleymiş, yumurtaymış, cillopmuş, karpuzmuş, hötöröfmüş" gibi iddialarla karşı karşıya kalan Pembe Panter aynı zamanda Mazlum-Der Kuzey Amerika Şubesi üyesiydi.
|
|
Heidi: Çizgi filmde Dedesi rolünde oynayan ak sakallı, nur yüzlü, tevekkül adamı kisvesine bürünmüş ihtiyar oyuncu Hans Manfred Singer tarafından mesajlı tacize uğradığı iddiasıyla film şirketiyle olan anlaşmasını feshetti. İhtiyar Oyuncu her ne kadar, "O mesajları, kendisini torun rolüne motive etmek için ben gönderdim. Bunu Peter'e de yaptım, Klara'ya da, öbür kızlara da" dediyse de kimseyi inandıramadı. Genç ve çıtır formatındaki Heidi, 1975 yılında Almanya'da yaşayan Becayiş İstempele adlı Pülümürlü bir gurbetçimizle evlenerek Türkiye'ye yerleşti. "Ömercik Aslan Parçası", "Kezban Paris'te" ve "3 Süpermenler İsmail Dürüt'e Karşı" gibi filmlerde yardımcı kadın oyuncu rollerine çıktığında ise o eski şöhretinden eser kalmamıştı. Heidi, 1983 yılında Şile'deki evinde, 5 numara örgü şişini şah damarına sokarak intihar etmiş olarak bulundu.
|
|
|
|
Keloğlan: Can Kızla evlendikten 3 yıl sonra şiddetli geçimsizlikten ayrıldılar. "Benzini Şelden, Akılı Kelden" düsturunun yaratıcısı olan Keloğlan, kahramanlık dünyasından ayrıldıktan sonra bozacılık, şıracılık, tellaklık" gibi işlere girip çıktı. Bir dönem Yeniçeri Ocağına kaydını yaptıran kahramanımız, Fındıkkurdu 1 adlı askeri tatbikatta kafasına mancınık taşı çarpmasıyla eğitim zaiyatı oldu. |
|
Cin Ali: Asıl adı Fehim Bilgeyts'tir. Çizgi diziden ayrılmasının ardından, "Bunca Yıl Nasıl Çiroz Kaldım" adlı bir diyet kitabı yazdı. Bu eseri, dönemin Hükümeti tarafından toplatılan Fehim Bilgeyts, İstanbul DGM'de yargılanarak cezaevine konuldu. Cin Ali dizisinde oynadığı yıllarda, rol arkadaşı olan Karagözlü Kuzu'yu mangal yaparak eşini dostunu rakı alemine çağırdığı ve dostunun derisini Türk Hava Kurumu'na vermediği iddiaları yüzünden zor durumda kaldı. Bir dönem Beşiktaş'ta futbol da oynayan Bilgeyts, daha sonra Deli Yürek, Deli Dumrul, Baba Evi ve Ali Veli Kırtdokuz Elli gibi önemli Tv dizilerinin senaryosunu kaleme aldı.
|
|
|
| Kızılmaske: Ormanda 10 kaplan gücünde olduğunu ispat etmek için Şov Tv'yi arayıncaya kadar harbiden de ormanın en kuul, en gizemli, en delikanlı şahsiyetlerinden biriydi. Yıllarca rantını yediği "10 kaplan gücündeyim bilaaader" tribinin sonu artık gelmişti. Baseniyle beşe on dilme üzerinden 20'lik çivi söktüğünü iddia eden Malatyalı Berber Cebrail Künefe ile karıştırılarak canlı yayında kendisinden çivileri sökmesi istendi. Bu arada Kızılmaske zannedilerek arenaya sürülen Cebrail de kaplanlar tarafından lime lime parçalanmaktaydı. Bu olaydan sonra bir daha insan içine çıkamayan Kızılmaske, ormanın en denyo *** olarak hayvanat ve nebatatın hafızalarına kazındı. Budur bir efsanenin çöküşü...
|
|
Süpermen : Dünyayı kurtardı kurtardı ama kendini kurtaramadı . yere iniş sırasında duramayınca Karabük demir-çelik fabrikasının bacasına oturdu ...
|
|
|
|
Kedikadın: bir mart günü damda dolaşırken 3 erkek kedinin saldırısına uğradı. Kötü yola düştü. Daha sonra kendisini bu hayattan kurtaran bir van kedisiyle evlendi. Şimdi hayatına ev kedisi olarak devam ediyor.
|
|
Temel reis: o süper kahraman değildi, olamadı da zaten.. Yaş kemale erince ıspanakların arasında haşhaş yetiştirip sattığı ortaya çıktı.. O çizgi filmlerdeki ultra mega şeyleri ıspanak yediği için değil, haşhaştan kafayı bulduğu için hayal olarak gördüğü anlaşıldı.. Ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde bir odada bakıma alındı. Saksıda çiçek yetiştiricem diye kenevir tohumu ekince elini kolunu yatağa bağladılar.. Şimdi ne halde kim bilir..
|
|
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
|
|
zaman herşeyin ilacıdır...
bi süre msn'e girmeyeceğim
kendimi topladığımda görüşürüz...
|
|
Ellerini Uzat, Bu Kentte Yalnızlık Çekilmiyor
Tüm kalabalığını al, gel şimdi, şu anda. En çocuk bakışını, en içten sevmelerini al, gel, yoksa ağlayacağım. Gecenin bu kör saatinde, çıkıp sokaklara, seni nasıl özlediğimi haykıracağım. Gördüğüm, baktığım tüm pencerelerin ışıkları yanacak birer-ikişer. Sokak köpekleri eşlik edecek yalnızlık türküme.
Ey güzel gözlü sevgili Gel, yoksa çıldıracağım!
|
Uykuların kaçar geceleri Bir türlü sabah olmayı bilmez Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar, ne yastık Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın Onun unutamadığın hayali Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine Sevmek ne imiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için Vurursun başını soğuk taş duvarlara Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın Duyarsın .......... ..........
|
|
|
|
Ümit Yaşar Oğuzcan
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
|
| | | |
|
|
Ne demeli? ...
Nasıl anlatmalı? ...
Ne yazmalı bu dar ve parlak yüzeye? ...
Sıradan bir yalnızlık benimkisi...
Kiminkinden farkı var? ...
Kelimelerden cümle kurma yeteneğim,
benim yalnızlığımı sadece belgelenmiş bir 'anı' yapar...
Herkesinki gibi bir yalnızlık bu...
Yangın yerinde hareket edememek gibi...
Hiçbir teselliye boyun eğmeyen...
Laftan, sözden anlamayan bir yalnızlık bu da...
Asi... Onurlu... Ümitsiz...
Hiç kimseninkinden farkı yok...
Sabah ezanından hemen sonra...
Durduk yere arabanın camını açıp...
İstanbul'un tam ortasında, sesim kısılasıya geceye O'nu bağırmak...
'Seni seviyorum'u öfkeye dönüştürmek...
Bu koca kente O'nu haykırmak...
Dudaklarımın önce titremesi...
Sonra gözlerimin dolması...
En fazla ağlamak ıslak caddelere...
Elimin ayağıma dolaşması...
Salaklaşmak...
Farklı mı yapar benim yalnızlığımı? ...
Duysaydı... Belki...
Duymadı... Duyulmadı...
Diğer yalnızlıklar gibi benimkisi de...
Duyulmayan... Görülmeyen... Bilinmeyen... Umursanmayan...
Sıradan bir yalnızlık...
Bir adım yaklaştıkça, bir 'kadın' daha uzaklaşan...
Bir kadın uzaklaştıkça, bir 'adam' daha küçülen yalnızlık bu da': ..
Öyle bir yerdeyim ki... Neye hasret kaldığımı unutuyorum bazen... Neye canım sıkılmıştı? .. Neye kızmıştım? .. Uyuyor muydum? .. Uyanmış mıydım? .. Bu pantolonu dün de giymemiş miydim? .. Bilmem... Belki... Garip bir duyguya tutsak olmuş durumdayım... Bu benim en sevda halim... Bu benim sensiz halim... Bu benim adam halim... Olur böyle... Olur... Defalarca “kalem”demek gibi... Ya da başka bir kelimeyi ardı ardına sıralamak gibi... Anlamını yitirir ya bir süre sonra... Ağzında gevelediğinin ne olduğunu unutur, şuursuz hissedersin ya kendini... Kalem... Kalem... *** Gülerken yakaladığımda kendimi... Kaçıyorum hemen... Ayıp sayıyorum... İhanet belliyorum... Susuyorum... Artık türküleri hissetmiyorum... Söylemiyorum... Cılız bir ıslık sadece ki, onu ben bile duymuyorum... Kimsenin de duyması gerekmiyor zahir... Biri beni anlasın istemiyorum... Biri halimi hissetse tedirgin oluyorum... Hep kaçıyorum... Öfkeleniyorum... Aptallaşıyorum... Susuyorum... Öfkemle, aptallığımla, susarak kaçıyorum... Bir şey anlatmıyorum... Hiç kimse, kimsenin acısıyla ilgilenmiyor aslında... İlgilenirmiş gibi yapıyor, bunu anladım... Karşıdakinin anlatacakları bir an evvel bitsin de sıra gelsin diye “hee hee” diyor, sıkça başını sallıyor... Dinlemiyoruz, duyuyoruz... Otobüs sesi, yağmur sesi, çamaşır makinesi sesi gibi... Kulağımızı dolduruyoruz... Hissetmiyoruz... Bitiyor... Biz anlatıyoruz, sahtekarlık devam ediyor... “He hee” diyen, başını sallayan yer değiştiriyor... Kime ne anlatmalı? .. Susmalı... Acıyı örtmeli... Kimsenin üstüne salmıyorum acımı... Kim benden daha çok acır ki? .. Sana anlatamadıktan sonra... Sana diyemedikten sonra sevdamı... Neye yarar? .. Neye yarar şuna, buna anlatmak? .. Heeee? .. *** Bitecek diyorum bitecek... Bu sessiz çığlıklar dinecek.. Örtülü perdeler açılacak bir bir... Hepsi bitecek... Sokaklara çıkacağım yine... Uzaklara gideceğim biraz... Ama terk etmeyeceğim bu kenti... “Köprüden önce son çıkış” tabelasına yine gülümseyerek bakacağım... Sana gidiyor diye... Sana gelemiyorum diye... Kır kahvelerinde oturup tavla oynayacağım... Çayımı yarım bırakmayacağım... Mavi çocukları göreceğim... “Bir kadınlık” sağ yanımı doldurmayacağım hissizlikle... Dostlarıma koşacağım... Randevularıma yine geç kalacağım... Bugün yaşıyorum... Yarın da yaşarsam daha güzel olacak... Kendime kızmayacağım artık... Vazgeçtim... Sen gül diye ben soytarılık yapmayacağım... İçinden “git” dediğini duymazlıktan gelmeyeceğim... Bana aldığın kitaplara her dokunduğumda donmayacağım... Ki bu kış o kitapları yakacağım... Yasak olduğundan değil, beni üşüttüğünden... Hiçbir kitabımı yakmadım ben, yasak da olsa... Kitaplar yasaklanır, ama fikirler asla... Ben seni yasaklayacağım kendime, sen bilmeyeceksin... Susacaksın yine... Eminim hiç aklına düşmeyeceğim bir an bile... Olsun... Yıllar geçecek... Ben senden geçeceğim... Bu ateş geçecek... Ben nerde olacağım o zaman? .. Sen hangi güzel dünya ülkesinde yaşayacaksın kim bilir... Biliyorum, durmayacaksın burada... Gideceksin... Git tabii... Git... Ütopya ol benim için... Git... *** Yorgunum... Bitiğim... Şimdi uyumalıyım... Garip bir duyguya tutsak olmuş durumdayım... Bu benim en sevda halim... Bu benim sensiz halim... Bu benim adam halim... Olur böyle... Olur... Defalarca “kalem” demek gibi... Ya da başka bir kelimeyi ardı ardına sıralamak gibi... Anlamını yitirir ya bir süre sonra... Ağzında gevelediğinin ne olduğunu unutur, şuursuz hissedersin ya kendini... Kalem... Kalem... Kalem... Kalem... Kalem... Bu benim en sevda halim... Bu benim sensiz halim... Bu benim adam halim... Bu benim uykudan önceki halim... Uyudum... Uyanacağım... şiiişşşttttttt
Sokaklar karanlık ıssız Dışarıyı aydınlatan sadece loş sokak lambaları Sen yoksun bu şehirde Resmin bile yok ellerimde Avuçlarım bomboş yoksun tutamıyorum ellerini
Biliyor musun? Seni hiç görmesen de hayallerimdesin. Biliyor musun? Belki de sen hep yüreğimdesin.
Şehir ıssız sokaklar boş Her duvarda sanki resmin asılı Karşıdaki duvarda hayal meyal bir tablo Tabloda sen varsın Haykırıyorum. Adını anıyorum. Sesimi duymuyorsun.
Sana koşmak istiyorum. Prangalı ayaklarım koşamıyorum. Paytak paytak yürürken düşüyorum. Sana uzanmak istiyor ellerim. Oysa bedenime zincirli uzanamıyorum.
Biliyor musun? Seni gecenin gizeminde Seni baharın neşesinde Seni toprağın kokusunda Seni şekerin tadında Seni ağacın yeşilinde Seni dağların onurunda Seni hep seni her yerde seni buluyorum...
Hep böyle cocuksu mu bakar senin gözlerin Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...
Sen bastığın yerde çiçeklerin büyüdüğü Her zaman en güzel, her yerde eşsiz Sen yaprak, sen köpük, sen kuş tüyü Sen sevgi nehirlerimin aktığı büyük deniz
Kazımak ulu ağaç gövdelerine adımızı Yazmak her şeyi bir bir kumların üstüne O her işkenceye mahkum olmuşluğumuz O çok sevmek, daha çok sevmek günden güne
Şarkısız ve sensiz kaldığım nice akşamlar Gözlerin geçer aklımdan özlemler içinde Gözlerin bir çigan müziği güzelliğinde Kirpiklerinde keman, bebeklerinde gitar...
Bir daha dünyaya gelsem Yine seni severdim Beni üzesin diye Beni deli divane edesin diye
Seni görmediğim günler Karanlıktayım, katran gecelerdeyim Cehennem misali bir yerdeyim Bir demir nasıl paslanır, bir elma nasıl çürürse İşte öyleyim...
|
|
|
|
|
|
|
|
Beni Anlayamazsın
Aramızda dağlar var Aramızda uçurumlar Yaklaşma yanılırsın Ben öldüğümü bilirim Sen yaşadığını sanırsın Kendini bilmeden daha Beni tanıyamazsın...
Günlerim ateşe gebe Gecelerim sancılı Varamadık sabaha Ben bir yumak düğüm düğüm Sen karmakarışık bir kördüğüm Kendini çözmeden daha Beni anlayamazsın...
Ahmet Selçuk İLKAN
|
|
|
|
| . |
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
|
|
DÜNYA SULAR ALTINDA KALSAYDI...
Düşünün bir sabah memleket halinde kalkıyoruz ve bir de bakıyoruz ki tüm dünya sular altında kalmış. Su üstünde kalan tek kara parçası var. O da Türkiye. Koca gezegende bizden başka kimse kalmamiş. Dünya nüfusu 70 milyon. Buyrun bakalım ilk tepkiler ne olurdu dersiniz ?
"Ulan tam da `Uluslararası ilişkiler` bölümünü kazandıydık. Şansa bak!" "İhracatımızın düşmesi, hatta bitmesi ekonomik göstergeleri de olumsuz etkiliyor haliyle..." "Artık turizm patlasa patlasa içimizde patlar abi!" "Sevgili Ağrılı hemşehrilerim, artık dünyanin en yüksek tepesi bizim ilimizin hudutları içinde. Hepimize kutlu olsun!!!" "Burdur olarak ülke olmak istiyoruz dersek çok mu gaRip karsılanıR Vali Bey?..." "Aaa! YavRu vatan da gitmis. Olsun... Bizde bu azim bu sevgi vaRken yine yavRulaRiz.. Rauf Bey bugünleRi göRseydi keske..." "BakanlaR KuRulu kaRaRi ile kaRa sulaRimizi 12 bin mile çikaRiyoRuz..." "TüRk`ün TüRk`ten baska dostu yok deRleRdi de...inanmazdim" "StRatejik açidan da bi önemimiz kalmadi. Ne açidan övünücez peki biz simdi!" an tam da NBA`da dRaft edildiydim. Sansa bak..." "Aziz Bey, Rüstü yüzme biliyoRdu degil mi?" "FeneRbahçe de dünya klasman ında bi takım olabildi sonunda :D" "Biz demistik ama ORtega`nin futbol hayatini bitiRiRiz diye..." "Baskent AnkaRa`nin ismini de AnakaRa olaRak degistiRelim oldu olacak..." "HastiiiRR.. Seneye takima Alex`i tRansfeR edecektik be!!" "Apo`nun aglamasi duRmak bilmiyoR efendim..." "Tayyip Bey müjde müjde! Dünyada bizdekileR disinda at kalmadi efendim..." "Abi yemisim HalikaRnas`ini, BaRlaR sokagini! BodRum Helga`siz Emma`siz çekiliR mi simdi yaa!" "KuRt hikayesi aRtik inandiRici olmaz. TaRih kitaplaRinda da degisiklik yapmak lazim simdi. Yaz bakalim: ORta-Asya Denizi`nden Anadolu`ya geliRken TüRkleR`e biR yunus yol gösteRdi..." "Heyooo!! Dünya CogRafyasi`ndan yiRttik oglum! DeRsleR bos geçicek" "Ah be ORhan Abi! Batsin bu dünya deyip duRdun! Bilmiyo musun TüRk`e biseyolmaz.. Al buyuR! Kaldik bi basimiza iste!" "Duydun mu MiRalay Suphi Bey, düsmanin tamami denize dökülmüs sonunda..." "Ben simdi neReme sokucam bu GReen CaRd`i laann?" "Abi EdiRne`den ARdahan`a gidiliR mi be? Dünyanin yolu!!!" "Çekiliste gemiyle dünya seyahati mi kazanmisim? Gidin baskasiyla kafa bulun lan.." "Ulan simdi isin yoksa 4 yılda biR Olimpiyat düzenle duR." "Amma balık yeriz artık beeh..."
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
|
|
TELESEKRETER MESAJLARI
"Merhaba!! Biz Jim ve Sonya'yız.. Şu anda telefonu açamıyoruz çünkü yapmayı çok sevdigimiz bişeyle meşgulüz... Sonya'nın tarzi yukarı aşağı, benim tarzım soldan sağa ve yavaş yavaş... Neyse siz mesajinizi birakin, biz disimizi firçalamayi bitirince sizi arariz.."
"Merhaba.. karım ve ben şu an size cevap veremiyoruz.. ama numaranizi birakirsaniz isimiz biter bitmez sizi ararız.."
"Merhaba..Ben John.. Telefon şirketinden arıyorsan, faturanızı ödedim merak etme.. Anne Baba eğer sizseniz, bana acilen para gönderin.. Yatırım danışmanım eğer arayan sensen, bana yeteri kadar para göndermemişsin.. Erkek arkadaşlarımdan biriysen, bana borcun var hala paramı vermedin.. Kız arkadaşlarımdan biriysen, hiç endişelenme bende para bol :D"
"Merhaba.. şimdi de sen bişey söyle.."
"Merhaba.. ben şu anda evde diilim ama telesekreterim evde, benim yerime onunla konuşun..şimdi size biiip diycek"
"Merhaba,ben David'in telesekreteriyim siz kimsiniz?"
"Merhaba.. mesaj bırakırsanız sizi ararim.. "seksi” bir mesaj bırakırsanız, sizi HEMEN ararım"
"Merhaba!!! John'un telesekreteri bozuldu.. ben buzdolabıyım.."
"Merhaba.. bu konuşan bir makinedir.. ben mesajları anlayabilirim.. sahiplerim çok temiz insanlardır,evimiz çok zevkli döşenmiştir.. Bir sürü yardım kurumuna bağışta bulunmuşlardır.. hey hala ordaysanız mesaj bırakın, onlar sizi geri arıyacak kadar naziktirler"
"Bu bir telesekreter değildir.. bu bir telepatik düşünce okuma makinesidir. bip sesinden sonra adınızı,neden aradığınızı ve numaranızı düşünün, ben de sizi aramayi düşünücem"
"Merhaba.. büyük ihtimalle evdeyim, ama hoşlanmadığım birinin aramasından korkuyorum.. Mesajınızı bırakın, size geri dönmezsem demek ki o korktuğum sizsiniz"
"Merhaba.. ben George!! Şu anda size cevap veremiyorum.. mesajınızı bırakın, ben size geri dönene kadar telefonun başından ayrılmayın"
"Lütfen sinyalden sonra mesajınızı bırakın.. yine de sessiz kalma hakkınız var.. çünkü söylediğiniz herşey kaydedilecek ve aleyhinize delil olarak kullanilacaktır..."
TÜRK SİNEMASINDAN SEÇMELER
Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da.
Anneciğim, ben bu amcayı çok sevdim. Ona baba diyebilir miyim?
Bana annemi tekrar anlatır mısın babacığım? Senin annen bir melekti yavrum.
Neden ağlıyorsun anneciğim? Hayır yavrum ağlamıyorum. Gözüme toz kaçtı.
Benim de senin yaşlarında bir oğlum vardı evladım.
Seni sevmiyorum, seninle oyun oynadım, bunu anlamadın mi hala. ( Aktör veya aktris amansız bir hastalığa_genellikle ince hastalığa_ tutulduğu zaman sevgilisine söylediği ilk cümle.)
Annen sen doğarken oldu yavrum.
N'olur gerçeği söyleyin doktor yasayacak miyim?
O kızla evlenirsen, seni mirasımdan mahrum, evlatlıktan men ederim.
Nayır Necla, n'olamaz.
Hayır siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum.
Tanrım, bu resim... bu resim...
Ben fakir bir gencim, sen ise zengin bir fabrikatörün kızısın.
Biz ayrı dünyaların insanıyız.
Aman tanrım, göremiyorum... Göremiyorum.. Kör oldum.
Görüyorum... Görüyorum..
Evlenince pembe panjurlu bir evimiz olacak.
Aman Allah'ım, ne kadar mesudum.
Hayır.. Durun..! Kemal suçsuzdur.. Aradığınız suçlu benim!
Bizim bu dünyada yaşamaya hakkımız yok mu be hakim bey abicim. Ha?
Bu ses.. Bu ses.. Olamaz, git.. Git buradan..
Vücuduma sahip olabilirsin ama ruhuma asla.
Üstlendiğin vazife çok mühim Kemal, bu görevi layıkıyla yapacağından eminim.
Ben kör bir gencim, hayatımı keman çalarak kazanırım.
Rica ederim duygularımla oynamayın. -Sen arkadaşımın aşkısın.
Sizi ebediyete kadar bekleyeceğim.
Lütfen haddinizi biliniz.
Metanetinizi muhafaza ediniz. Tanrıdan ümit kesilmez.
Tanrım ne kadar bedbahtım.
Bana yıllar önce çılgıncasına sevdiğim bir kadını hatırlattınız...
Babanın kanını yerde koma oğul.
İşte bana yazmış olduğun aşk dolu mektuplar. Meğer hepsi yalanmış. Al bunları.
Hayır Tamer... Olaylar sandığın gibi değil.
-Fakirsin sen.. Fakir.. Fakir.. -Beni paranla satın alabileceğini mi sandın?
-Bu resimdeki amca kim anne?
-Sen kaç yiğidim, ben onları oyalarım.
Hayır.. Hayır.. Tertemiz hislerimle oynadın benim.
Biliyordum.. Ölmediğini biliyordum Rıfat.
Oh ne saadet.
Yaa Justinyanus, işte buna Osmanlı tokadı derler.
Yettim yiğidim.
Yavrum İstanbul sana neler etmiş?
Saadet dolu yuvamıza kara bir gölge düşürdün.
Bizim gibi insanlar şerefleri için yaşarlar, namusları için ölürler. Ama sen bunu anlayamazsın.
Ben artık yarım bir insanım.
Çocuğumun ameliyat parası için yaptım her şeyi.
Ağlamak istiyorum.
Demek ikimizde aynı kadını sevdik.
Olmadı Neriman, yapamadım.. Seni unutamadım.
Ben sırtımda taş taşır, yine seni okuturum yavrum.
Söyleyemedim anne, babamın simitçi olduğunu yine söyleyemedim!
Son nefesimde her şeyi itiraf etmek istiyorum. Katil benim.
Demek aşkımız bir yalandı.
Parayla saadet olmaz evladım, bunu sakin unutma.
Tanrım neden, neden ben! -N'allah'ım...sen sen ...bu ses n'olamaz...
KADIN - ERKEK...( SABAH SABAH )
ERKEK- Söyle.
KADIN- . . . . . . . . . . . .
ERKEK- Söylesene!
KADIN- Acelen varsa söylemiyim.
ERKEK- Acelem yok ama çıkıcam, söyle.
KADIN- Söyle söyle diyip üstüme gelme.
ERKEK- Ya niye üstüne geliyim. Bişey söylemiycek miydin?
KADIN- Yok bişey yok. Ne söylicem ki sana?
ERKEK- Yanlış anladım demek ki. Çıkıyom ben o zaman.
KADIN- Çık sen, çık. Hep kaç!
ERKEK- Yok kaçırmam otobüsü bugün. Bak daha onbeş dakka var.
KADIN- Altında kalırsın inşallah!
ERKEK- Ne?
KADIN- Bişey söylicem demiştim. Ama beni dinliycek zamanın yok tabii.
ERKEK- E sen ne söyliyim ki demedin mi?
KADIN- Git, tamam git!
ERKEK- Hey allahım! Ben gene yanlış anladım o zaman. Söyle,dinliyom.
KADIN- Heeeee! Beş dakka kalmış otobüsün kalkmasına. Söyle söyle diyip.
ERKEK- Euzübillahiminnnn. . .
KADIN- Ne?
ERKEK- Yok bişey. Söylicen mi?
KADIN- Söyliyim de bir an önce kaç dimi? Vaktini alıyom.Arkadaşların özlemişlerdir seni.
ERKEK- Hayatım, hergün görüyorlar beni. Niye özlesinler?
KADIN- Özlerler. Onları can kulağıyla dinlersin çünkü. Nedense işe giderken çok neşeli oluyorsun. Ne bekliyorsa seni orda.
ERKEK- Bi dolu iş bekliyo. Ne beklicek ki?
KADIN- Biliyorum o işleri. İki ayaklı, boyalı, parfümlü işler.
ERKEK- Yok artık, daha neler! Senin sinirlerin bozuk galiba.
KADIN- Evet bozuk. Sabahtan beri peşinden koşuyoruz, bişey söylicez diye.
ERKEK- Söyle diyom ben de sabahtan beri.
KADIN- Sorun da bu zaten. Söyle diyosun söylüyorum, sus diyorsun susuyorum.Benim söz hakkım mı var bu evde?
ERKEK- Güzel karıcım niye olmasın! Ya, ben sana ne zaman sus dedim ki?
KADIN- Bi de deseydin. Konuşmaya da hakkım olmasın. Şu televizyon benden değerlidir bu evde.
ERKEK- Yok artık o kadar da değil, iyice abarttın. Senin canın sıkkın anladım.
KADIN- Ne? O kadar da değil mi?
ERKEK- Değil tabii.
KADIN- Yani ona yakın. Anladım. Avukata gidiyorum.
ERKEK- Ne?
KADIN-Avukata gidiyorum. Bu iş biter. Hüüüüüüü! ! . . .. .
ERKEK- Ya, ne dedim ki ben şimdi?
KADIN- Allahım bi de soruyo. Hemen gidiyorum.
ERKEK- Nereye?
KADIN- Bi telefunkenden değerli olmadığım bu evden gidiyorum.
ERKEK- Hey allahım. Her lafı kıçından anlamak zorunda mısın?
KADIN- Oha!
ERKEK- Hayır güzelim. Yani herşeyi yanlış anlıyorsun, onu söylüyorum.
KADIN- Hayvan.
ERKEK- Peki tamam. Ağzımdan kaçtı, özür dilerim.
KADIN- Bir kıçımız eksikti.
ERKEK- . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
KADIN- Arkamdan ne küfürler ediyosundur. Yüzüme kıç diyosan.
ERKEK- Sustuuum.
KADIN- Susma!
ERKEK- Ne? . . . . Nası
KADIN- Susma! Bişey söyle, kaçma. Sus, konu kapansın. Git işine mutlu mutlu.Hayat devam etsin. Yok öyle.
ERKEK- Tamaaam konuşalım. İşe gitmiyom o zaman.
KADIN- Naaparsan yap. Ben gidiyorum.
ERKEK- Nereye?
KADIN- Odama.
ERKEK- Eeeee?
KADIN- Ne istiyorsun?
ERKEK- Konuşmak.
KADIN- Günaydıııın!
ERKEK- Eveeet, heh he!
KADIN- . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
ERKEK- Yaa dur! şaka yaptım. Ortam yumuşasın diye. Ağlama ya!
KADIN- Hüüüüüü! . . . . Üzme sen kendini benim için.
ERKEK- Kimin için üzcem, karım diil misin?
KADIN- Olmaz olaydım.
ERKEK- Tatlım. . . Büyütüyorsun ama.
KADIN- Ne?
ERKEK- Biraz abartmıyor musun?
KADIN- Ben mi?
ERKEK- . . . . . . . . . . . . . . ! ?
KADIN- Ben mi ha! Ben mi? Ben mi büyütüyorum? Topluyorum.
ERKEK- Ne?
KADIN- Hemen eşyalarımı topluyorum.
ERKEK- Saçmalama!
KADIN- Bırak kolumu, bıraaak! Zorba herif.
ERKEK- Tamam. Dokunmuyorum. Ama gitme, konuşalım.
KADIN- Uzak dur! Polisi ararım.
ERKEK- Yok artık. Hırsız mıyım ben?
KADIN- Evet, hırsızsın. Hayatımı, yaşama sevincimi çaldın.
ERKEK- . . . . . . . . . . . . . . . . . . !
KADIN- Söylicek bişey bulamadın. Dilini mi yuttun?
ERKEK- Bütün bunları ne zaman yaptığımı düşünüyorum.
KADIN- Beyimiz kavga istiyor galiba!
ERKEK- Hayır ama. . . . .
KADIN- Tamam. Kavga istiyosan, kavga ederiz. Noolcaksa olsun.
ERKEK- . . . . . . . . . . . . . . . . . . . !
KADIN- Gülücek bişey görmüyorum ben durumumuzda. Evliliğimiz çatırdıyor.
ERKEK- . . . . . . . . . . . . . . . . . . . !
KADIN- Sırıtma! Yemin ederim. Avukatı arıcam.
ERKEK- İstersen ara ama. . . . .
KADIN- Peki, hemen çeviriyorum.
ERKEK- Nişantaşı'ndan gidelim.
KADIN- Senin gelmene gerek yok. Ben taksiyle giderim.
ERKEK- Ben de geliyim. Hem şu uzun deri cekete de bakarız.
KADIN- Hııı? ! ! Sen nerden biliyorsun o ceketi?
ERKEK- Ajandana not almışın bugün bana söylemek için. Orda gördüm.Şimdi aklıma geldi.
KADIN- E. . evet. Şey!
ERKEK- Ben de arayıp ayırttırdım.
KADIN- İnanmıyorum.
ERKEK- Giderken alırız.
KADIN- Nereye?
ERKEK- Avukata.
KADIN- Eee. . . evet.
ERKEK- Ya da istersen bugün gitmeyelim avukata. Direk ceketi almaya gidelim.
KADIN- Aaaa. . . eeeeee. . . . olur.
ERKEK- Hayatım?
KADIN- Efendim?
ERKEK- Sen bana ne söylicektin?
KADIN- Boşveeeer
|
|
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
 
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ
gözlerim gözlerine değince
felaketim olurdu, ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan, ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
feleketim olurdu, ağlardım...
ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin, bakardın
üşürdüm, içim üperirdi
felaketim olurdu, ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde ağlardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu ağlardım!...
atilla ilhan
|
|
YALNIZ BİR OPERA
ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
ben sende bütün aşklarımı temize çektim
imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın yada kıskandığın diyelim
yani yaşanmışlık sandığın
geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu
ve elbet üzerinde durulmuyordu
sense hala kendini hayatımdaki herhangi biri sanıyordun
biraz daha fazla sevdiğim
biraz daha önem verdiğim
başlangıçta doğruydu belki
sıradan bir serüven
rastgele bir ilişki gibi başlayıp
günden güne hayatıma yayılan
büyüyüp kök salan
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin
ve hala bilmiyordun sevgilim
ben sende bütün aşklarımı temize çektim
anladığındaysa yapacak tek birşey kalmıştı sana
bütün kazananlar gibi
TERK ETTİN
...
murathan mungan
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊

|
|
    
    
◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
| 
|


Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …? Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan, Sanki benim hiç senim olmamış gib


◊•◊•●»[[₪√ΚΛЯΛ MΣᄂΣΚ√₪]]«●·◊·◊
|
|
|
|
|